Gazze, son dönemde küresel bir insani krizle karşı karşıya. Savaşın ve blokajın getirdiği kısıtlamaların yanı sıra, Gazze'de yaşanan kıtlık, bölgedeki en savunmasız kesimlerin, özellikle de çocuklar ve kadınların, yaşamlarını ciddi şekilde tehdit ediyor. Birçok ailenin gıda güvenliği bu durumdan olumsuz etkilenirken, kıtlığın boyutları endişe verici bir hal alıyor. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki insanlık hâlini 'çığır açan bir acil durum' olarak nitelendirirken, açlığın da yalnızca bir gıda sorunu olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik yapıyı da etkileyen karmaşık bir mesele olduğunu vurguluyor.
Gazze Şeridi'nde özellikle son iki yıl içerisinde açlık oranlarının kayda değer bir artış gösterdiği bildiriliyor. Gıda teminindeki zorluklar ve ekonomik çöküş, halkın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekmesine yol açtı. Birçok aile, gıda alışverişlerinde ya da temel ihtiyaçlarını karşılarken büyük sıkıntılar yaşıyor. UNICEF’in raporlarına göre, Gazze’de her beş çocuktan biri yetersiz beslenme sorunu yaşamakta. Bu durum, çocukların büyüme ve gelişimleri üzerinde olumsuz etkiler oluştururken, ilerleyen yıllarda toplumun genel sağlığını da tehdit eden bir faktör haline geliyor.
Gazze'deki kıtlığın başlıca nedenleri arasında sürekli devam eden çatışmalar, ekonomik ambargolar ve sağlık sisteminin çöküşü gibi faktörler yer alıyor. Aileler, nereden nasıl gıda temin edecekleri konusunda endişeli. Elde kalan gıdaların yetersizliği ve besin çeşitliliğinin azlığı, toplumsal bir krizi tetikliyor. Bu bağlamda, sosyal insani yardım kuruluşları ve uluslararası yardım organizasyonları, durumu iyileştirmek amacıyla çalışmalara hız vermiş olsa da, yeterli kaynakların yokluğu bu çabaları zorlaştırıyor.
Açlık krizinin en büyük yükünü üstlenenler arasında kadınlar ve çocuklar ön planda. Gazze'de kadınlar, yemek pişirme ve ailelerini besleme görevlerini üstlenirken, erkeklerin ekonomik yükümlülükleri altında ezilmeleri de dikkat çekiyor. Bu süreçte, birçok kadın işleri kaybetmiş ya da yarı zamanlı işlerde çalışmak zorunda kalmış durumda. Kadın-erkek gelir eşitsizliği ve ekonomik bağımlılık da açlık krizinin etkisini derinleştiriyor.
Çocuklar ise Gazze'deki en kırılgan gruptu olabilir. Hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ağır etkiler altında kalan çocuklar, şiddet ve travmanın yanı sıra salgın hastalıklar, açlık ve yetersiz beslenme sorunlarıyla da boğuşmakta. UNICEF ve diğer sivil toplum kuruluşları, çocukların durumunu iyileştirmek için yardım kampanyaları düzenlese de, bu yardımların sürekliği ve yeterliliği soru işareti taşımakta. Eğitim sistemi de bu durumdan olumsuz etkilenirken, birçok çocuk okula gidemiyor ya da gittiğinde yeterli eğitim alamıyor.
Uluslararası toplum da Gazze'deki bu insani krize kayıtsız kalmamakta. Ancak, birçok yardım kuruluşu, mevcut kaynakların yetersiz olduğunu ve sürekli bir destek ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Bu yüzden, dünya kamuoyunun dikkatinin Gazze’ye çekilmesi ve bu konuda acil yardım çağrılarının yapılması hayati önem taşıyor.
Gazze’deki açlık durumu alarm verici bir seviyeye ulaşırken, en savunmasızların bu yükü daha da ağır hissediyor. Çocukların sağlıklı bir gelecek sahibi olabilmesi ve toplumun yeniden inşası için gerekli adımların atılması gerekiyor. Geleceğimizi inşa etmek adına, Gazze’deki kıtlık ve açlık sorununa karşı duyarlılık gösterilmesi ve gerekli yardımların bir an önce ulaşması hayati bir önem taşımaktadır. Açlığın etki alanı genişlerken, toplumlar arası dayanışmanın güçlendirilmesi şart. Herkesin gözlerini, kalplerini ve yardım elini uzatması gereken bir dönemdeyiz.